Advert
AVM HATUNLARI
Arzu KILIÇ

AVM HATUNLARI

Bu içerik 688 kez okundu.

Çok mecbur kalmadıkça AVM lerin kapısının önünden dahi geçmiyorum.Uğul uğul sesler, rahatsız edici ve yorucu ışıklar, kıtlıktan çıkmışçasına alışveriş yapan, marka kafelerde görgüsüzce oturup eş-dost görsün diye özçekim yapan hatunlar beynimi, ruhumu inanılmaz rahatsız etmiştir.Ben açık havayı, közde kahveyi, mahallenin küçük esnafından alışveriş yapmayı seven ve bunlardan keyif alan biriyim. Bu nedenle kapitalist sisteme yandaş kurulan avmler bana hep itici gelmiştir.
Yine mecbur kalıp AVM ziyareti yaptığım bir gün alışverişi unutup  aileleri gözlemleyerek zaman geçirdiğimi fark ettim.Senaryonun kurgulandığı, rollerin belirlendiği bir film çekimine girmiş gibiydim.
Her babanın elinde bir puset, bir çocuk arabası çocuk pışpışlıyorlar.Kadın aldığı kiloları görmeden mağazanın altına üstüne getirirken aynı pantolondan on tane deneyip hiçbirini beğenmeyip çıktığında kocasına bağırıp "bir çocuğa bakamadın" diyor.Belli ki aldığı kiloları kabullenemiyor. Peki suçlu kim? Çocuğa bakamayan baba. Oysaki baba elinden geleni yapıyor ama çocuğun yemek ya da uyku saati geçtiği için huysuzluk yapıyor. Ağlayan o çocuğunbabaya değil anneye ihtiyacı var.Peki anne ne yapıyor? Anne mağazalarda ısrarla kıyafet denemeye devam ediyor.Bu arada elalem hangi mağazada olduğunu bilsin diye de yer bildirimi yapmaktan geri kalmıyor.
Çalışan kadınların durumu daha da içler acısı.Çoğu tüm mücadelelerine rağmen iki yakalarını bir araya getiremiyorlar .Aile içinde anneanne-babaanne gibi destekler alınıyor ekonomik durumları yeterliyse dışarıdan profesyonel destek sağlanıyor.Tencere  yemeğininunutulup ev yemeği yeme alışkanlığınınhazır yemek siparişine döndüğü gibi bir çok değer de yavaş yavaş tükeniyor.
Sadece metropollerde durum böyle değil. Anadolunun da kendine göre sıkıntıları var.Komşusunun aldığı zebra perdenin aynısını bulmaya çalışan, son çıkan ankastre mutfağı takip etme; hatta yeni çıkan çay bardağı modelini görüp bulamadı diye  mutsuzluk hormonlarını tam gaz devreye sokan kadınlarımız mevcut.
Çocukların yetişmesinde en önemli rol anneye düşmektedir.Annelerin bu zihniyette yetiştirdikleri çocuklar paylaşma duygusundan uzak, merhameti, vicdanı zayıf, ukalalık ve özgüven arasındaki ince çizgide durmayı başaramayan, tam olarak ne istediğini bilmeyen bireyler olarak topluma karışıyor.
Genel  olarak beklentinin yüksek tutulması, doyumsuzluk, ego tatminleri vs. ilişkiye yön veriyor. Kişi hem kendini hem de çevresini mutsuz ediyor.Zamanla ekonomik sıkıntılar başladığında borç sadece kocanın borcuymuş gibi düşünülüyor.Evlenirken iyi günde- kötü günde sözleri bir anda hava olup uçup gidiyor.
Oysaki birlik beraberlik, bütünlük içerisinde hareket edilmeli, erkeklere  bu kadar yüklenilip onları ezme moduna girilmemeli.Unutmayalım aşkla, sevgiyle atılan her adımın sonunda tüm sorunlar çözülür.Para gelip geçici bir araçtır ama duygular, sevgi-saygı giderse tekrar yerine gelmeyecektir…
Sözümüz meclisten dışarı… 
Gecesini gündüzüne katarak ciddi mücadele verip evine ekmek almak çocuklarına bakmak zorunda kalan emekçi kadınlarımıza saygım sonsuz. 
Sevgi ve saygılarımla…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kursiyerler hünerlerini sergiledi
Kursiyerler hünerlerini sergiledi
3 kırsal mahallede 'Çok Amaçlı Hizmet Evi'ne kavuştu
3 kırsal mahallede 'Çok Amaçlı Hizmet Evi'ne kavuştu