Advert
KOMUTAN BEG ASKERİ DARBE ÇOK XOŞTIR
Sedat KIRAN

KOMUTAN BEG ASKERİ DARBE ÇOK XOŞTIR

Bu içerik 122 kez okundu.

İçimdeki sevgin sonbahar rüzgarları ile savrulup gitti başka baharlara.
Bu makalemde askeri vasiyetler, askeri darbeler ile gerçekte yaşanmış bir öykü ve bir karekterle anlatmaya çalışacağım biraz hüzün, acı ve mizah.
Darbe kelime anlamı etnolojik olarak Arapça bir kelime drb kökünden gelen Darba VURUŞ vurgu anlamını taşır. Türkçede vuruş anlamını taşimaktadir.
Darbe kelimesi 20.yüzyilda siyasi bir terim olarak kulanılmaktadır. Hükümetlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözmekle başarısız oldukları iddiası cuntacılar tarfından askeri darbenin başlıca sebepleri olarak gösterilmektedir.
Askeri darbeler 20.yüzyılda yaygın biçimde Latin Amerika'da, Arjantinde, Şili, Asya ülkeleri, Afrika ülkeleri, Yunanistan,İspanya ve Türkiye'de gözlenmiştir.
Türkiyede Cumhuriyet tarihinde bazı darbe ve muhtıralar şöyle sıralanılabilir. -27 mayis 1960 Darbesi
-12 mart 1971 muhtırası
-12 eylül askeri Darbesi
-27 nisan 2007 muhtırası 
-15 temmuz 2016 askeri darbe girişimleri..
Yazının girişinde anlatmaya çalıştığım gerçek yaşanmış bir öykü ve bir karekter üzerinden, darbeler ve askeri vasiyetler ile bağlantı kurmaya çalışıp anlatmak istediğim karekter Süleyman Caner (Xale Sıleman) Suleman e Eliye Reşit. Xale Suleyman mütevazi misafirperver, paylaşımcı, dindar sofu, temiz yurekli müthiş bir insandı. Xale süleyman Karacadağın bir köyünde köy vekilliğini yapmakta. Köy sahibi yazın hasat döneminde köye uğrar hasadı kaldırdıktan sonra tekrar köyü xale süleymana bırakıp gider. Oradaki köy sakinleri köyün sahibi sanki Süleyman amcadir gibi bilirlerdi. Köye gelen kim olursa olsun Süleyman amca misafir eder, yemeğini verir işini görürdü. Bunun dışında Xale Süleyman renkli bir kişiliğe sahipti, esprili biriydi. Dindar alim sıfatında bir bilgisi vardı ve oldukça saf temiz bir insandı, bunun dışında müthiş dama oynardı namı Karacadağın her köyünde duyulmuştu. Heci Süleymanı yenen yoktu ve bazen köylere davet edilir dama oyunu turnuvaları yaparlardı.
O dönemde ben 6-7 yaşlarında olmama rağmen hatırlıyorum xale süleymanı. Bizim köyle Xale Süleymanın köyü arasinda 4 km mesafe vardı. Yürüme mesafesi bir saatin üzerinde bir zaman dilimiydi. Her Cuma sabahları Xale Süleymanın ve babamın sohbet sesleri ile uyanırdım. Annem sabahın erken saatlerinde ikisine kahvaltı hazırlar. Xale Süleyman anlatırdı; eskilerden, dini konulardan, Musadan, Isadan, Muhamedden, Tevrat, Incil, Kurandan, Islamiyetin hak din olduğundan, tarihten, Yusuftan, Firavundan bahsederdi. Alıntı yaparak islamiyetin hoşgörü ve dogruluklar üzerine kurulduğunu anlattırdı. Perşembe gece görünen rüyaların gerçek olduğunu, bunun aslında verilmiş mesaj olduğunu söylerdi. Rüyalarını anlatırdı babama hiç unutamam. Yine bi Cuma sabahı fasıllarında bir rüyasını babama anlatıyordu; bir oğlunu imamhatipte okutuyordu ve her mümin çocuğuna dinini anlatmalı dini öğretmelidir diyordu. Rüyasında çok zor bir durumda olduğunu, ıssız bir yerde etrafım ateşler içinde havar, feryat ediyorum yardıma gelen kimse yok ve tam bende yanacağım sırada birden gökyüzünden uçan bir halı ve üzerinde biri beni o yangından kurtardı ve beni o halının üzerine çekti ikimiz o halının üzerinde denizleri okyanusları aşıyoruz o kişi baktım ki oğlum, imam hatip lisesinde okuttuğum oğlummuş diyordu. Bu gece böyle bir ruya gördum diyordu, babama.Öyle sabah sohbetleri öğleye kadar devam ederdi. Xale Süleymanın her Cuma günü babamı ziyareti aslında bizim köye yakın bir köyde bir caminin olmasından dolayıydı, öğleye yakın bize 1 km yakın olan köye Cuma namazına giderlerdi Xale suleyman ve babam. Xale suleyman her Cuma sabahı bize geldiğinde bize bir torba turp getirirdi ve bekli de turpla tanışmam, bu sebzeyi ilk yemem xale suleymanın turplari ile oldu. Evet biraz nostalji yaptım sanırım…
Yıl 1980 Heci Süleymanın köyünde, baharda kurduğu kıl çadırında artık son baharın serin rüzgarları kendini gösteriyor.12 eylul 1980 askeri darbe olmuş, herkes susturulmuş, partiler kapatılmış, yöneticileri cezaevlerinde ve birçok insan hapiste, cezaevleri dolmuş ülkede bir kaos ve korku hakimdi. Heci Süleyman ve misafirleri kıl çadırda radyodan ajansları dinliyor ve cemaatine Allah ülkemizi bu zor durumdan kurtarsın diyip dualar ediyor. Eylül ayında Heci Süleymanın misafirleri gelen gidenleri eksik olmuyor kıl cadırında. Günlerden bir gün Heci Süleymanın başka köyden misafirleri geliyor. Heci Süleymanın önceden gidip dama oynadığı o köyden yendiği köylüler rövanş niteliğinde kendine güvenenler Heci Süleymanla başlıyorlar oyuna ve saatlerce oynuyorlar ama hep berabere kalıyorlar öğle zamanı beraberlik bozulmuyor, yemekler hazırlanıyor herkes yemeğe başlıyor. Heci Süleyman ve rakibi sofrada karşılıklı yemeklerine başlıyorlar ama ikisininde kafası oyunda, yemekleri yanında tasta ayranlar var karşısındaki rakibi tasını alıyor Heci süleymanın tasının yanına koyup "Suyarım" diyor yani dama oyununda hamle yapıyor. Heci Süleyman tasını alıyor ayranını içiyor ez nadım diyor ve espirili bir şekilde yemeklerini yiyorlar. Heci Süleymanı damada yenebilen yoktur. Tabi böyle olunca dama oyununda namı Karacadağın her yerinde duyuluyor. Askeri darbe sancılı bir dönem ve o dönemde Karacadağda mahkumlar, olaylara karışmış ve siyasi nedenlerle tutuklamaları çıkmış hatta pkk-tiko gibi davalardan arananlar bile bulunmakta. Siyasi ve adli mahkumlar Karacadağda birlikte motorize sekilde kendilerini kamufle ederek askeri darbenin etkisinden yaklanmamaya çalışıyorla. Bunlarda Heci Süleymanın dama yeteneğini duyarlar. Birgün 10-15 kişilik adli siyasi aranan bir grup Heci Süleymanın evine kıl çadırına giderler.
Tabi Heci Süleyman durumu çakar, kimseyi de kıl çadırından yemeksiz göndermez. Sohbetler başlar ve kendine güvenen bir siyasi mahkumla dama oynarlar ama nafile Heci Süleyman onu da yener yemekler yenilir. Biraz askeri darbe hakkında konuşulur, arananlara anneniz babanız var devlete teslim olun yazık sizlere der. Eylül ayının son günlerinde çadırın kenarındaki düzlükte küçük çocuklar top oynar, çadırda oturanlar çocuklara özenir ve top oynarlar çocuklarla birlikte herkes futbol oynar. Bu güzel anın zevkini çıkaralım derken birden farklı bir ses gelir ve herkes gökyüzünden gelen bu sese bakar, gök yüzünde bir askeri helikopterin sesi ve tam onlara doğru gelen bir askeri helikopter. Alçak bir uçuş ve hemen üzerilerinde bir helikopter herkes telaş ve korku içindedir. Geçer umudu ile herkes yerinde durup bakakalır ve helikopter tam geçeceği sırada bir manevra ile tam top oynayanların üzerine alçak inişe geçer. Siyasi ve adli kaçaklara kaçma fırsatı tanınmayan bir an, herkes lal kalır. Helikopterin pervanelerinin son manevraları ile kapı açılır ve iki asker hemen inerek tekmil vaziyetinde helikopterden apoletli bir subay çıkar. Herkes susar ve aranan kişiler çaresiz halde buraya kadarmış demekle kendi kendini teselli etmiş. Helikopterin kapısının yanında bekleyen yaver askerler komutanı selamlayarak helikopterin içinden çıkan komutanın gençler rahatınıza bakın demesinin bu işte farklı bir durum olduğunun işaretiydi. Siyasi ve adli mahkumlar şaşkın, bu bizim için gelmemişse ne için geldi. Yoksa komutanda Heci Süleymanın dama marifetini duyup o da Heci Süleymanla dama turnuvası mı yapacak. Komutan indiği gibi "Gençler rahat olun, görev icabı helikopterle geçiş yaparken yukarıdan sizleri gördüm. Böyle gençlerimiz teröre bulaşmamış ne güzel top oynuyorlar diye sevindim, sizleri görmek ziyaret etmek istedim." dedi. Herkes yaşam belirtisi doğmuş oldu ve Heci Süleyman birden komutanın yanına koşarak "Komandan beg xoş geldiniz velle askeri darbe çok xoştır komandan beg." dedi. Komutan ismini sorar süleyman der. "Süleyman biz ülkenin bu hale gelmesini istemiyoruz gençlerimizin teröre, anarşizme bulaşmasını istemeyiz ve onlar bizim geleceğimiz ama maalesef ülke zor duruma girince askeriye mecburen yönetime el koymak zorunda kalıyor keyfimizden yapmıyoruz." der komutan.Süleyman bu zor durumdan kurtulmak için:
-Komutan Beg askeri darbe iyidir iyidir.
-Süleyman keyfimizden yapmiyoruz. Siz nasılsınız gençler? Sizleri hep böyle sevinçli ve neşeli görmek istiyor, terörden uzak tutmaya çalışıyoruz.
Komutan siyasi bir mahkuma sorar "Adın nedir?". Adam adını söyler. Komutan "Askerliğini nerede yaptın?" diye sorar. "Komutanım askerlik yapmadım.Bir ağabeyim asker, onun için ben gitmedim. Asker kaçağıyım" der. Komutan: "Tamam oğlum. Ağabey'in askerden gelince sen gidersin"der. Heci Süleyman olayın anlaşılmaması için ha bire Komutan Bey "Askeri darbe iyidir" der ve sözlerine devam eder.
-Sizi katiyen bırakmam.Size kuzu keseceğim.Yemek yapacağım..." 
-Hayır Süleyman soğuk bir ayranını içip gideceğim. 
-Yemek yemeden olmaz Komutanım.
-Hayır Süleyman! Gençlerin çok güzel top oynadıklarını gördüm,inip size bi selam vermek istedim.
Heci Süleyman ısrarlara devam eder. 
-Bak Süleyman! Ben Diyarbakır 7.Kolordu Komutanıyım. Sana ismimi de yazıp vereceğim. Yolun Diyarbakır'a düşerse yanıma beklerim ve bu gençlerin bir sorunu olursa muhakkak haberim olsun, isterim.
İsmini bir pusulaya yazıp Süleyman'a verir. Belki de Komutanda bazı şeylerin farkına varmış yada şüphelendiğindendir ki, giderken son olarak şu sözleri söyler."Süleyman bu gençler sana emanet." deyip helikoptere binip gider. Herkes şaşkın bir şekilde havalanan helikoptere baka kalır. Aradan günler geçer Heci Süleyman Diyarbakır'a gitmeyi planlar. Bir kuzu,köy yoğurudu alır ve köyden birkaç kişiyle Diyarbakır'a gider. Diyarbakır 7.Kolordu Komutanlığının kapısına gelir. Nizamiye kapısından askerlere sorar komutanın isminin yazılı olduğu pusulayı verir, asker bakar:
-Amca bu büyük komutan kolordu komutanı ben seni nasıl görüştüreyim.
-Görüştür evladim. 
Asker orda yetkili bir astsubaya söyler, astsubay gelir ve amcanın haline bakar ve Süleyman anlatır. 
-Komutan Beg bizim köye geldi bana bunu verdi ne zaman istesen ziyaretime gel dedi. 
-Amca ihtilal olmuş bu komutan kimbilir nerede işi güçü var. 
Tabi astsubay inanmamış. kolordu komutanının ne işi var bu durumda köyde diye ve olmaz deyip içeri almamış Heci Süleymanı. Heci Süleyman üzgün kuzusunu, yoğurdunu alıp kaybolmuş 7.kolordu komutanlığının kapısından. Köyünün yolunu tutup gelmiş…
Evet bu yazımı Xale Heci Süleymanın anısına yazmak istedim. Üstat edebiyatçı Yaşar Kemal'in dediği gibi "O güzel insanlar atlarına binip birer birer gittiler." Bir ülke olsun askeri darbeler, ayrılıklar, acılar olmasın. Bir ülke olsun Xale Süleymanın kıl çadırı gibi olsun umuduyla. 
Xale Süleymanın mekanı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun. Saygı ve rahmetleee…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kursiyerler hünerlerini sergiledi
Kursiyerler hünerlerini sergiledi
3 kırsal mahallede 'Çok Amaçlı Hizmet Evi'ne kavuştu
3 kırsal mahallede 'Çok Amaçlı Hizmet Evi'ne kavuştu