BİR DEMOKRASİ ÖĞRETMENİ (Faik Ahmet Barutçu’nun 60. Ölüm  Yıldönümü Nedeniyle)
HİKMET AKSOY

BİR DEMOKRASİ ÖĞRETMENİ (Faik Ahmet Barutçu’nun 60. Ölüm Yıldönümü Nedeniyle)

Bu içerik 7476 kez okundu.

DP iktidarı,  1957 seçiminden sonra kötüye gitmekte olan ekonomi nedeniyle artan genel huzursuzluğu bastırmanın yollarını basına  baskı uygulamakta bulmuştu o  dönem.  Muhalif basına o güne değin görülmedik antidemokratik uygulamalar yapılıyor,   çok sayıda gazeteci cezaevlerine atılıyor,  susturulmak isteniyordu. 
Sadece gazeteciler değil, aydınlar da…  
Üstelik Meclis’teki siyasal çoğunluğunun verdiği ‘Yasama erki’ yetmiyormuş gibi  hem ‘Yürütme’yi;  hem de  ‘Yargı erki'ni ele geçirmeyi amaçlayan siyasal iktidar,  ülke  demokrasisinin üzerine  karabasan gibi  çullanmıştı.
Dün ne ise bugün de benzer uygulamaların yaşandığını üzülerek yaşıyoruz ne yazık ki… 
Bunca demokrasi deneyimine karşın kimi siyasetçilerin geçmişten hiç ders almamış olmaları ayrı bir üzüntümüz bugün.
Bu konuda geçmişe yönelik bir yolculuk yaptığımızda Trabzon’un gelmiş-geçmiş -belki de Türkiye’nin-    en demokrat parlamenteri Trabzonlu Faik Ahmet Barutçu’nun (l894 - 14 Mart 1959)  sanki günümüzdeki kimi siyasilere yarım yüzyıl öncesinden ders verircesine şöyle seslenmişti:

Demokrasi iklimi…  

"Demokrasi iklimini yaratmak için demokrasinin prensiplerini nazari olarak kabul etmek kafi gelmez. Yüzmek için nasıl  mayo giymek kafi olmadığı gibi…     
Demokrasi  iklimi ancak demokratik tatbikat ile vücuda getirmekle mümkün olabilir. Demokratik usuller, demokratik nizamlar  ve demokratik itiyatlarla demokrasinin ruhu devlet idaresine nüfus etmedikçe,  bu ruh demokratik tatbikat ile teneffüs  edilen havaya  aşılanmadıkça demokrasinin iklimi  kendiliğinden kırk yıl  tekevvün (oluşmaz)  etmez."
Bu  ilginç  demokrasi  dersinin devamı ise şöyle devam  ediyor:
"Devlet idaresi bir kere demokratik  fikirlerin  rehberliğini kaybetti mi, tıpkı  uçuruma  götüren mail satıhlar (alçalan zemin) üzerinde atılan adımlar gibi hızını arttıran  ifratlarla (aşırılıklar) demokrasinin hayal edilen iklimi yerine şiddet iklimi geçerek siyasi sistemi  gittikçe  haksız ve adaletsiz olmak neticesine ve sonunda da  manevi çürümelerden kurtarmaya  dümen mevkiinde  oturan en vatanperver insanların en bol  hüsnü niyetleri  dahi kafi gelmez."
Faik Ahmet Barutçu  CHP  Ankara Milletvekili olduğu dönemde  dönemin  haftalık siyasi dergisi Akis’in 13 Nisan 1957 tarih ve l53  nolu sayısına yazdığı  bu yazının  devamında ise  günümüz siyasilerine  öylesine  bir  ders var ki, ama alana göre tabii…  Barutçu şöyle   diyor  yazısının devamında:
"Fikirlerin mutlaka kendimizden  gelmesini  şart koşmamalıyız. Fikirlerin başkalarından gelmesi  icrayı güçleştirmemelidir. İktidar ne söylerse politik taktik; muhalefet  ne söylerse gizli bir düşünce mahsulü farzedilerek biri diğerinin zıddına  düşünmek ve konuşmak  şiarı içinde olmaksızın demokratik reformun usulünde ve esasında  başta hükümet olmak üzere  milli partiler fikir birliğine  varabilmelidir."

Politikacının seçmen  

                                                                                      korkusu…
Faik Ahmet Barutçu,  9 Mart 1957 tarih 148 nolu  Akis dergisindeki  “Siyasi Partilerin Vaatleri” başlıklı yazısında da  demokrasi öğretilerini özetle şöyle sürdürüyor:
"Demokratik memleketlerde ne  iktidarı zaptetmek ve ne de iktidarda çengellenip kalmak için aldatıcı vaatler  düşünülemez; fiiller ve hareketler  önceden kabul ve ilan edilen esaslı  kanaatlere dayandığı için  hiçbir parti sonradan kendi  prensiplerine  ihanetle politik yolun mebzul (çok) olan  mezarlığına  düşmeği  bile- bile  göze alamaz. Bunun teminatı  seçmen korkusunun kafalara  yerleşmiş olmasıdır.  (………)     
Politikacıların sözlerini tutmak vecibesini  kendilerine  seçmen öğretecektir.  (……….) Seçmen korkusu politika adamlarının uykuya mukavemetini  artırır.  
Demokratik partiler, halka ilan eyledikleri prensipleri azami  ihlallerle  seçmenlerin reylerini hiçe  saymalarının kendileri  için ileride seçimlerde bedbahtlığa  müncer (varacağı)  olacağını yakinen bilirlerse uyanık  bulunmaya mecbur olurlar.
Aziz gençler!  Hangi parti ve kola mensup olursanız  olunuz sizlerin lokallerinize asacağınız, fani levhalar olmamalıdır. Rejimin işlemesini selamete  çıkaracak olan seçmenlerin umumi işlerle alakasını  arttırmaktır. 
Demokrasinin tatlı meyvelerini  toplayabilmek seçmenler heyetinin  neme lazımcı  olmamalarına   ve  reyleriyle  partiler üzerinde ağır  basmayı  ihmal etmemelerine  vabestedir. Sen uyanık olmazsan,  demokrat tanınan devlet adamlarının dahi uykuya  mukavemeti  güçleşir.
Seçmen uyanık olacaktır. Yoksa şeyh Sadi’nin dediği gibi: ‘Uyuyan uyuyanı  uyandıramaz.’"

Şahsi çekişmelere 

                                                                                 düşmedim.
Böylesine önemli demokrasi öğretilerini bize veren Faik Ahmet Barutçu’yu  bir  de kendi  yazısından tanıyalım. Barutçu, 22 Şubat l158 tarih, 198 nolu  Akis dergisinde  şöyle anlatıyor  kendi kimliğini:
"İnsani olarak şahıs aleyhinde bulunmaktan zevk almak  huyum değildir. Ne hususi, ne de siyasi hayatımda  şahsi çekişmelere düşmedim. 
Umumiyetle tenkitlerim olabilir. İnandığım prensiplerin  rehberliği için kendi içimizde dahi fikirlerimi savunmaktan kaçınmam. Demokratik olmayan adet ve itiyatlarla, politik kötü  huylarla, ruhları kemiren şüphelerle  mücadele ederken kendi tutumlarımız ve  tarzlarımız hakkında  itimat teklin etmeye  mecbur olduğumuzu her zaman söylerim. Bunlar benim Kurultaylarımızda açıkça savunduğum fikirlerdir."
Bugünkü siyasal  manzaraya  bir bakınız… Rahmetli  Faik Ahmet Barutçu demokrasi dersini vermiş,  ama   kimilerimiz  bir şey  öğrenememişiz.   Yarımyüzyıl  olduğumuz yerde   dönüp duruyoruz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siverek'te insanlığın ölmediğinin fotoğrafı
Siverek'te insanlığın ölmediğinin fotoğrafı
Kent ormanında çalışmalar sürüyor
Kent ormanında çalışmalar sürüyor