TARIM EKONOMİSİ  VE BÖLGEMİZ
Dr. Fahriye Yonca AYAS (MEZOPOTAMYA PRENSESİ)

TARIM EKONOMİSİ VE BÖLGEMİZ

Bu içerik 1422 kez okundu.

Dünya ve ülkemiz tartışmasız olarak ekonomik açıdan  dar boğazdan geçmektedir. Kendini dünyanın en güçlü ülkesi ve jandarması ilan etmiş olan  Amerika’ nın boyunu aşan borçları, farklı yöntemler ile dünyayı belli etmeden yönetmeye çalışan İngiltere’ nin  Brexit ile çalkalanan semaları. Diğer yandan ise eşit paylaşılamayan yiyecek ve su.
Türkiye ise son yıllarda politik akış içinde kendine ekonomik ve siyasi olarak yeni bir konumlandırma yapmaya çalışmakta. Kesinlikle bu yazının amacı bu konumlandırma çalışmasını siyasi olarak irdelemek ya da eleştirmek değil. O belki başka bir yazının konusu olabilir. Bu yazının amacı Güneydoğu bölgesini ilgilendiren bir konuya dikkat çekmek.
Evet dünya ve ülkemiz dar boğazdan geçerken  Maslow ihtiyaçlar piramidini tekrar hatırlamak şarttır. Çok net olarak  bu piramit en önemli iki ihtiyacın gıda ve güvenlik (barınmak) olduğunu vurgular. Nerede yaşarsanız yaşayın, ekonomik durumunuz ne olursa olsun en önemli iki ihtiyaçtır gıda ve barınmak.Tüm dünya için ve insanlık için. 
İşte tam bu noktada yetkili kişiler ekonomik olarak harcanan hiç yatırım yapılmayan doğru düzgün politikalar geliştirilmeyen bir sektör adına durup düşünmeldir : Tarım sektörü adına. 
Ülkemiz dünyada toprak yapısı, iklim kuşağı olarak tarım yapılmaya en müsait bölgelerden birisidir. Gıda üretimi açısından da kendine yeterli ülkelerden bir tanesidir. Burada sözünü ettiğim temel sağlıklı beslenme için gerekli olan gıda maddeleridir. Yoksa zayıflamak için ya da aman da canım cildimiz için tüketilen uzak diyarların lüks sayılabilecek olsa da olur olmazsa da olur gıda maddelerinden söz etmiyorum. 
Sözünü etmeye çalıştığım ülkemizin barınma ve beslenme açısından ne kadar zengin ve cömert olduğudur. Ama biz ne yaptık?  Biz derken hepimizi kast etmekteyim aman dikkat.
Tarım sektöründe güneş altında çalışan işçiyi hiç görmedik, kırsal kesimde yaşamayı aşağıladık; kırsal kesim gençleri için hiçbir çaba sarf etmedik. Kentte yaşamayı, metropol sokaklarında sürünmeyi doğru yaşam şekli olarak sunduk. Yetmedi büyük metropollerin loş ışıkları altında içki tüketmeyi ciğerlerimizi sigara dumanı ile doldurmayı uygarlık ve kültür olarak sunduk.
Siyasi ve sosyal olarak tarımı ikinci hatta üçüncü sınıf ekonomik alan ilan ettik. Tohumlarımızı yok ettik, topraklarımızı yanlış gübre ve ilaçlar ile tükettik. En güçlü öğemiz olan insan kaynağımızı tarım işçilerini kayıtsız  çalışan, dayıların elleri altında oradan oraya savrulan mevsimlik yapraklar haline getirdik.
Şimdi ise nasıl aşarız bu ekonomik krizi ? diyoruz. 
İnekler yoldan geçerken aşağıladık bu ne ilkellik dedik; tatil beldelerinde horoz seslerinden rahatsız olduk, çoban çocukları imtihanlarda yüksek puan alınca şaşırdık; biz tarımdan bu kadar koptuk.
Şimdi bölgemiz Güneydoğu ve ülke için olması gereken tarım sektörüne hizmet etmektir. Bu öncelikle bölgemizin kalkınması ve ülke ekonomisi için bir mecburiyettir. Kırsal alanlara ivedi yatırımlar yapılmalı; kırsal alanın kente üstünlüğü ve desteği anlatılmalıdır. Sivil toplum kuruluşları el ele verip Güneydoğu da daha yeni daha iyi bir yaşam için mücadele etmelidir. Yanlış olan zor olan kırsalda yaşamak değil sunulmayan imkanlardır. Bu dile getirilmelidir.
Çocukluğumdan beri Güneydoğu’ nın kaderi budur. 
Şimdi ise ülkenin ekonomisi için de tarıma ve tarımla ilgili bölgelere ivedilikle yatırım yapılmalıdır. Her ülke kendini ve ekonomik silahlarını bilmek zorundadır. Bölgemizin vekillerine; belediye başkanlarına ve eli güçlü kişilerine düşen görev şu anda budur. 
Bölge halkı ve ülkemiz için.
Tarım vazgeçilemez ekonomik bir sektördür. 
Toprak ise temel ihtiyaçların en önemli kaynağı ve anasıdır.
Bugün ve daima.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mağdur aileye sosyal hizmet merkezi müdürlüğünden destek
Mağdur aileye sosyal hizmet merkezi müdürlüğünden destek
Siverekli hayırseverden anlamlı davranış
Siverekli hayırseverden anlamlı davranış