Advert
Keşfedilmeyi Bekleyen Cennet, FIRAT VADİSİ…
RIFAT MERTOĞLU

Keşfedilmeyi Bekleyen Cennet, FIRAT VADİSİ…

Bu içerik 4972 kez okundu.

( 2005 yılında saygıdeğer abim Koçali Aymaz'la Fırat Vadisine yaptığımız gezi sonrasında kaleme aldığım yazı...)
Mezopotamya, ya da diğer bir deyişle 'İki nehir arasındaki topraklar' kadim zamanlardan bu yana insanlığa kucak açmış, yurt olmuştur. Bu bereketli topraklarda Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlar, Urartular büyük uygarlıklar kurmuşlardır. Yazının ilk kez kullanılması, tekerleğin icadı, şehir planlamaları, astronomi ve matematik bilimlerinin keşfi bu topraklarda gerçekleşmiş, tüm dünyaya yayılmıştır.


Siverek; işte bu uygarlıkların kültür mirası üzerine kurulmuş tarihi bir kenttir. Geçmişi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Kadim geçmişi kadar doğal güzellikleri de olan kentimiz, ne yazık ki günümüzde üvey evlat gibi boynu bükük kalmıştır.
Siverek'te görev yaptığım yıllarda hemen hemen bütün köy ve mezralarını gezme, görme imkânı buldum. Görmediğim hiçbir yeri kalmadı diyebilirim. Karacadağ doruklarından, Fırat Vadisine kadar uzanan o muhteşem coğrafyada keşfedilmemiş nice güzelliklere şahit oldum. Çermik taraflarında, Siverek topraklarının başladığı Hop köyünden, yetim bir çocuk gibi Gerger'e bakan Nigit köyüne, bir kartal yuvasını andıran Kılgan'dan, nar bahçeleriyle ışıyan Ketine'ye, kanyonların sırtına yayılmış Desman'dan, burnunu Fırat'a uzatmış Takoran'a, ihtişamlı duruşuyla tarihe meydan okuyan Divan'dan, Ğerzno, Hedro, Güngörmez, Seyrange, Alankoz, Deveboynu'na. Sonra Kalemi'ye, Nisibin'e, Tılakin'e, İnik'e… Yalçın kayalıkların, derin kanyonların, yeşil vadilerin içine kurulmuş keşfedilmeyi bekleyen cennet köyler. Muhteşem güzellikte olan bu köyleri, yabancıları bir yana bırakalım, Sivereklilerin büyük çoğunluğu bile görmemiştir. İşte asıl insanın içini acıtan da budur. Binlerce kilometre uzak, yabancı bir ülkedeki doğal güzellikleri merak ederiz de burnumuzun dibindeki, bizim olanı görmeyiz bile, ya da görmezlikten geliriz. Siverek'te söylenen Kürtçe bir atasözü vardır, "Gihayé hefşo tahle" yani, "Avludaki ot acıdır" Avlumuzdaki otun ne kadar önemli ve değerli olduğunu anladığımız an eminim birçok sorunumuz kendiliğinden çözülecektir.
İsimlerini andığım Fırat Vadisi'ndeki köylere defalarca gitme imkanı buldum. Divan'da, Kılgan'da yamaç paraşütü, Hop'ta, Meğtele'de doğa yürüyüşleri, Nisibin'de su sporları, Desman'da teknelerle kanyonlarda gezinti turları, Tüverek'te, Ğerzno'da Fırat'a karşı sabah kahvaltıları yapmak çok uzak düşler değil. Köylerimizde bu potansiyel var, doğal zenginlikler fazlasıyla mevcut.
Avlumuzdaki ot acı değildir, başka yerlerde cenneti aramayalım.
Siverek'i İl Yapma ve Kalkındırma Derneği'nin bu bültenle, Fırat Vadisi'ndeki doğal güzelliklere dikkat çekme çabalarının olumlu karşılık bulmasını ve kentimizin özellikle keşfedilmeyi bekleyen cennet köylerinin turizme kazandırılmasını diliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hastanenin acili tarih kokuyor
Hastanenin acili tarih kokuyor
Emekli öğretmen Ferit Küçüker hayatını kaybetti
Emekli öğretmen Ferit Küçüker hayatını kaybetti
reCAPTCHA demo: Simple page