Advert
SON DENGBEJ  AYIBI MISTEFE  (AYIBI KÜÇÜKÖMER)
RIFAT MERTOĞLU

SON DENGBEJ AYIBI MISTEFE (AYIBI KÜÇÜKÖMER)

Bu içerik 7844 kez okundu.

Uzun yıllar önce duygu yüklü başka bir ses daha duymuştum. Babam sık sık dinlerdi bu sesi. Ayıbé Küçükömer isimli bir dengbejdi bu. Hep merak ettim, hep tanışmak istedim bu sesin sahibiyle…
Geçen günlerde Şeytan Küçesinin dar sokaklarında dalgın bir şekilde yürürken çocukluğumda sıkça duyduğum o duygu yüklü sesi yeniden duydum. Adımlarım kendiliğinden yavaşladı, kulak kabarttım. yeniden duygulandım, yeniden çocukluğuma gittim. Sonra sesin geldiği dükkana daldım. "Kim söylüyor bu klamı (ezgi)?" diye sordum, "Ayıb emmi" diye cevap verdi dükkandaki delikanlı… "Tanıyor musun onu?" dedim. "Ayıb Emmiyi her Siverekli tanır" dedi, "O Siverek'in ünlü dengbejidir"


Ertesi gün dengbejlerle ilgili kısa bir araştırma yaptım. Siverek'te Dengbejlik geleneğini sürdüren sanatçıların hepsinin çok yakın zamanlarda öldüğünü ve artık hayatta olmadıklarını yüreğim burkularak öğrendim. Sadece Ayıb Küçükömer hayattaydı. Yani Siverek'in son dengbejiydi o. (Allah uzun ömürler versin) onu bulmalıydım, onu bulmalı yok olmayla karşı karşıya kalmış bir geleneğin son halkası olarak ondan birçok bilgiyi almalı ve kayıtlara geçirmeliydim. Ve öyle yaptım, düştüm yollara....
Ayıb Emmi'nin Akşun köyünde yaşadığını öğrendim önce. Bir hafta sonu köye gittim. Köy ilçe merkezinden 30 Km uzaklıktaydı. Köy sahipleri büyük bir coşkuyla misafirperverliklerini göstererek konuk ettiler beni. Büyükçe bir odaya alındım, çaylarımız gelene kadar Ayıb Emmi'ye haber salındı. Çok geçmeden  tanıştım Ayıb emmi ile. Yetmişine merdiven dayamış, ak saçlı, gençliğinde iri yarı biri olduğunu gösteren yüz hatlarıyla karşımdaydı işte. Gözleri ışıl ışıldı. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi samimi ve dostçaydı… "dengbejlik gençlikte, çok gerilerde kaldı" diyordu. "Bir zamanlar sesimin peşine düştüm, duygularımı sesime yansıttım, ama o zamanlar kıymetimiz bilinmedi, şimdi de artık yaşlandım, yoruldum, konuşmanın da bir faydası yok…"diyerek,
Suskun kalmayı tercih etti Ayıb Emmi… İçinden konuşmak gelmiyordu, biz de saygı duyduk, fazla zorlamadık, onu suskun ve yorgun yaşamıyla bir başına bırakıp geri döndük.   
SİVEREK'İN DİĞER DENGBEJLERİ  
Yaptığımız araştırmalara göre, geçmişte Siverek'te birçok dengbejin yaşadığını ve bunların kasetlerinin de hala elden ele çoğaltılarak büyük bir dinleyici kitlesi tarafından dinlendiğini öğrendik. Özellikle Siverek'te kadın dengbejlerin yaşamış olması bizi daha da şaşırttı. Kaset ve plakları bulunan, Siverek ve çevresinde oldukça sevilen dengbejlerden isimlerini tespit ettiklerimiz şunlardır: Koçé Resul (Koçali Bardakçı), Şükrü İzol (Şükrü Üzül), Ayıbé Mıstefé Ayıb Küçükömer- (Eyyüp Küçükbayrak), Şeh Ali, Ayıbé Goli, Osé Kırdasi, Abbas Gergez, Xelé Goli, Hemé Arif ve bayan dengbejler Küçük Salhé, Büyük Salhé ile Zeruk'tur.  
Eminim bunların dışında başka dengbejlerimiz de vardır,  ama çeşitli nedenlerle tarihin derinliklerinde yitip gittiler. Peşlerinde  yanık sesler bırakarak....
Üzülerek bir durumu ifade etmeliyim ki, aylarca araştırma yapmama rağmen bu dengbejlerimizin bir çoğunun bilgilerine ulaşamadım. Yine üzülerek belirtmeliyim ki, kasetleri elden ele dolaşmasına rağmen birçoğunun fotoğrafına da rastlayamadım. Bu durum aslında değerlerimize ve sanatçılarımıza verdiğimiz önemin de ne yazık ki bir göstergesi oluyor. Birkaç yıl önce ölen Şükrü İzol'un bir fotoğrafını bulamamanın ezikliğini günlerce yaşadım. Adresten adrese koştum. Ve üzüldüm tabi ki...  
KOÇE RESUL   
Siverek'te yaşayan ve günümüzde bilinen dengbejlerin en eskisidir. Birçok dengbeje hocalık yapmış, onlara ders vermiştir. Koçé Resul ya da namı diğer Bayıklı Koço (Koçali Bardakçı) 1902 yılında Siverek'te doğdu. Çok küçük yaşlardan itibaren dengbejliğe merak salarak bu konuda araştırmalar yaptı. Özellikle Memé Alan (Mem u Zin), Siyabend, Dervişi Evdi, Ayşana İbi gibi halk klamlarını yorumladı. Kasetleri kısa sürede elden ele dolaşarak tüm bölgede tanınan bir dengbej oldu.  Hilvan'dan Suruç'a kadar bir çok dengbej ondan dersler aldı. Dost ve ahbaplarını kırmayarak sık sık cemaatlarda söyledi. Ailesinin tek erkek evladı olan Koçé Resul, küçük yaşta öksüz kalmış, cefa çekmiş, gençliğinde yoksul bir hayat sürmüştür. Üç evlilik yapan dengbej, 7 erkek, 3 kız babasıdır. 1990 yılında Siverek'te vefat etmiştir. 30'a yakın kaseti bulunmaktadır.Üzüm satmak üzere Hilvan'ın bir köyünde çerçilik yaparken ilk kez klam söylemeye başlamış ve o günden sonra çevrede tanınan bir dengbej olmuştur. Düğünlerde, barış yemeklerinde ve köy divanlarında aranan isimlerden biri olarak nam salmıştır… Bir köye gittiğinde tüm komşu köylerden akın akın insanlar kendisini dinlemek üzere toplanırdı.
Koçé Resul'un oğlu Abdulkadir Bardakçı; babasıyla birlikte katıldığı köy divanlarını ve babasının dengbejlik öyküsünü şöyle anlatıyor:   
"Küçükken babamla birlikte ben de köy odalarındaki şen şakrak sohbetlere ve divanlara katılırdım. Genellikle bir dostu davet ederdi ve onları kırmazdı babam. Bir köye gittiğimizde babamın gelişi hemen tüm köyde duyulurdu. Akşam oldu mu genç yaşlı, erkek kadın herkes toplanırdı. Kadınlar genellikle erkeklerin odalarına yakın bir yerde oturur ve ses duyulsun diye oda kapısı açık bırakılırdı. Babam önce söyleyeceği klamın öyküsünü sözlü olarak anlatır, en heyecanlı yerinde ezgiyle söyleye başlardı. Saatlerce sürerdi klam… Odada o sırada çiğköfte yoğrulur, meyveler tatlılar indirilirdi.            
Diğer dengbejlerin çoğu gelip babamdan klamların makamları ile ilgili bilgi alır, ona danışırlardı. Özellikle Suruç'tan pek çok dengbej gelirdi evimize. Babam onlara kasete okur, onlar da kaseti dinleyerek sonra kendileri yorumlarlardı klamı. Fakat babamın bir şartı vardı. "Benim kasetimi kesinlikle dağıtmayın" derdi. Tabi kaset yıllar sonra değişik memleketlerde dinlenir, elden ele dolaşırdı.
Babam çoğu klamları kendisi bestelerdi.  Bir gün yatakta uzanmış, o güne kadar hiç duymadığım bir makamda hüzünlü bir klamı seslendirdiğini duydum. Yanına yaklaştım, klam bitince, "baba bunu daha önce hiç duymamıştım, bu kimin öyküsüdür?" diye sordum. Babam duygusal bir sesle "Oğlum bu da benim öykümdür, gençliğimde ceylan gözlü birine vurulmuştum, o geldi aklıma. Bunu da ona söyledim," demişti bana"  
ŞÜKRÜ İZOL   
Siverek'te ve yakın çevresinde en çok tanınan dengbej Şükrü İzol'dur. (Şükrü Üzül). 1935 Siverek doğumludur. Küçük yaşlardan itibaren dengbejliğe merak saldı ve bölgede söylenen klamların yanı sıra birçok beste yaptı. Özellikle kahramanlık ve sevda klamlarını başarıyla seslendirdi. 1965 yılında TRT İstanbul Radyosunun düzenlediği ses yarışmasında birinci geldi. Ancak annesi izin vermediği için İstanbul'a gidemedi. Müziğe sevdalı olduğu için kendi çabasıyla müzik çalışmalarını sürdürdü. Mahalli doldurulmuş 45 plakı ve 10'dan fazla kaseti bulunmaktadır. Köylerde, düğünlerde ve yakın il ve ilçelerde klam söyleyip, birçok konserde Türk Halk Müziği okumuştur.
Yaşamı yokluk ve yoksulluklar içinde geçmiştir. Çocuklarıyla pamuk toplama ve diğer tarım işlerinde çalışmıştır. Sosyal güvencesi hiç olmamıştır. Bir gözü özürlü olan bu dengbejimiz bölgede çokça söylenen ve sevilen Bemal, Ferman, Bavé Fahriya, Delal, Dervişé Evdi, Ayşana Eli gibi sevda klamlarının yanı sıra, ayrıca kendi besteleri olan Bekiro, Evdirehhim, Eminé Min, Mehmet Ali gibi bir kasetlik uzun klamları da bulunmaktadır.   
Şükrü İzol; birçok radyo programına katılmış, Ayşe Şan, Kazancı Bedih ve grubu ile Abdullah Uyanık gibi sanatçılarla birlikte çalışmıştır. Ünlü dengbej Mehmet Arif Cizrewi'nin izinden gitmiştir.
Üç evlilik yapan Şükrü İzol'un, 9'u erkek ve 6'sı kız olmak üzere 15 çocuğu bulunmaktadır.  Oğlu İhsan İzol da ses sanatçısıdır.  
Şükrü İzol aile dostumuzdu, babamı sık sık ziyaret eder, ona saatlerce klamlar söylerdi. 1980'li yıllarda bir gün Tarsus'ta konuk oldu bize, kocaman sazı da yanındaydı. Onun geldiğini duyan mahallemizdeki Mardinliler, Diyarbakırlılar, Siirtliler evimize toplanıp, merakla Şükrü İzol'u dinliyorlardı. O gün oldukça kalabalık bir dinleyici topluluğuna klamlar söyledi. Bir ara dinleyicilerden biri ona bir sevda öyküsü anlattı, öyküyü dikkatlice dinledi ve sonra başladı kendine has güzel sesi ve içli bir makamla öyküyü ezgiyle söylemeye… Klam önce acı bir nağme ile ilerledi, sonra sanki tarihin derinliklerinden süzülerek berrak bir şekilde devam etti. Ruhunu katmıştı klama Şükrü İzol, dinleyenler mest olmuştu adeta…
Hiç unutmam babama; "Şu yoksulluk, şu geçim derdi olmazsa" diyordu Şükrü Dayı… "O zaman görün beni ne besteler yaparım." Gerçekten de dediği kadar vardı, elinden tutan biri olsaydı ünlü bir bestekar, büyük bir halk ozanı olabilirdi. Ama maalesef o da memleketimizin birçok değeri gibi,  "değeri" anlaşılamadan ayrıldı aramızdan.   
Şükrü İzol'un yakın dostu olan Hasan Hilmi Çokgezer bir anısını şöyle anlatıyor;   
"Bir gün hasta yatağında kendisini ziyarete gittim. Ölümünden 3 ay kadar önceydi. "Sana yatağa uzanmak yakışmıyor" dedim. Onu alıp birkaç arkadaşla Tokdemir'e götürdüm. Sabaha kadar mangal yapıp sohbet ettik. Sazını da getirmişti. Hem çalıp, hem söylüyordu. Bir ara arkadaşlarımızdan Esheté Kelok "Şükrü Dayı sen Derikliler gibi çalıyorsun, senin kendine has bir stilin yok" diyerek takıldı ona. Şükrü abi çok kızdı, "Sana da başlarım stile de" dedi ve sazını kaldırıp yere vurdu, sonra aynı kızgınlıkla şapkasını da yere attı. "Ben Siverekliyim, Derikli değil ulan!" diye bağırdı. Onu uzun uğraşlardan sonra zor sakinleştirmiştik o gün..."  
Onlar bizim sesimizdi, soluğumuzdu… sevdamızın tercümanı, kavgamızın rehberiydiler… onlar bizim ezgilerimiz, sözlerimizdi. Sevdiğimize söyleyemediklerimizi onlar dillendirir, yüreğimizde demlediğimiz sevdaları onlar ezgilere dökerdi. Onlar arkadaşımız,  yakınımızdı… Onlar çocukluğumuzun Şükrü dayısı, Koçali babası, Abbas emmisiydi… onlar hayatımızın renkli simaları, kültürümüzün kadim dostlarıydılar.
Ölenlere rahmet, kalanlara uzun ömürler nasip olsun…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Güneydoğu'nun en eskilerinden hedefi 2023
Güneydoğu'nun en eskilerinden hedefi 2023
Hastanenin acili tarih kokuyor
Hastanenin acili tarih kokuyor
reCAPTCHA demo: Simple page