ŞİİRDEN TOPRAĞA KADIN EMEGİ GÜNEŞİN İLK IŞIĞI ONLARIN AVUÇLARINDADIR...

Arzu Kılıç DAĞBAKAN

28-01-2026 01:45

Dünya, kadınların omuzlarında yükselen devasa bir terazi gibidir. Bir kefesinde ince elenmiş şiirler, yanık türküler ve nakış nakış işlenmiş sevdalar; diğer kefesinde ise nasırlı eller, güneş yanığı yüzler ve tarihin sessiz yükü... Şiirler çoğu zaman kadınlar için yazılır, mısralar onların ruhuna dokunmak için yarıştırılır. Ancak hayatın gerçeği, o mısraların zarafetinden çok daha serttir. Kadın aşkın öznesi olduğu kadar, mücadelenin de en çıplak halidir.

Kadim Topraklardan Modern Sancılara

Mezopotamya’nın tozlu duvar kabartmalarına baktığımızda, kadını erkeğiyle omuz omuza görürüz; at binerken, ok atarken, hayatı birlikte inşa ederken... Anadolu’nun kadim ruhunda kadın, yaşamın doğal uzlaştırıcısı ve dengesidir. Peki, ne ara ve nasıl oldu da omuz omuza duran bu denge, kız çocuklarının sesinin kısıldığı, emeğinin yok sayıldığı bir karanlığa evrildi?

Sanayi toplumuna geçişle birlikte "eşitlik" kelimesi dillerden düşmez oldu ama bu söylem çoğu zaman bir modern zaman masalı olarak kaldı. Bugün kadın, modern dünyanın çarkları arasında biçim değiştiren bir sömürünün başrolünde. Adı bazen "ev hanımı", bazen "mevsimlik işçi" ama çekilen sancı hep aynı kökten besleniyor.

Görünmez Emeğin Kahramanları: Kırsalda Kadın Olmak

Şehirlerin ışıltılı tabelalarından uzakta, toprağın kokusuyla uyanan kadınlar için hayat bir "Amazon" mücadelesidir. Erkekler gurbete çalışmaya gittiğinde veya hayatın yükünden yorulduğunda; beş çocukla kalan bir kadının bebeği sırtında ekin kaldırması, bir işçi taburunu yönetmesi sadece bir "hayatta kalma" hikâyesi değil, bir destandır.

Tarlada şafak vakti başlayan mesai, ahırda hayvan sağımıyla devam eder, akşam ise evin tütmesi gereken bacasında son bulur. Mevsimlik kadın işçilerimiz;

Tüm olumsuz şarlara rağmen seherden akşama toprakla boğuşur,

Sosyal güvencesiz, kaderine terk edilmiş bir döngüde ter döker,

Aynı işi yaptığı erkekten daha düşük ücret almanın ağırlığını taşır.

Görünmez Emek ve Duygusal Prangalar

Kadın, tarladaki ağır mesaisini bitirip eve döndüğünde, bu kez ev işleri ve bakım sorumluluklarıyla kuşatılır. Üstelik bu devasa emek, sanki doğuştan gelen bir "görev" gibi görülüp değersizleştirilir. Fiziksel yorgunluğu yetmezmiş gibi, bir de toplumun ona yüklediği "ne olursa olsun kocanı memnun etmelisin" dayatmasıyla ruhu kıskaca alınır. Kadının kendi yorgunluğu ve hakları yok sayılırken; o, hem tarlada hem evde, kendi varlığını başkalarının mutluluğuna feda eden sessiz bir kahramana dönüştürülür.

Damdan Düşenin Halini Anlamak

Yılda bir kez kutlanan kadın hakları günleri, tarlada elleri dikenle parçalanan, yüzü güneşten kavrulan o kadının derdine derman olmuyor. Çünkü "damdan düşenin halinden, ancak damdan düşen anlar." Kadınlar karar alma mekanizmalarında, yönetim koltuklarında ve emeğin yönetildiği merkezlerde kendi sesleriyle var olmadıkça; bu güneş solmaya mahkûmdur. Şovenist bakış açısı ve sınıfsal baskı, kadının alın terini "görünmez" kıldıkça toplumsal bir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Yarını Kadınlar Kuracak

Hayat akıp giderken, güneş her sabah yine önce o nasırlı elleri ısıtacak. Bizim dileğimiz; kadının emeğinin bir lütuf değil, bir hak olarak görülmesidir. Kadın, sadece birilerinin "anası, bacısı veya eşi" olduğu için değil; hayatımıza emek veren, üreten ve dönüştüren temel güç olduğu için değer görmelidir.

Güneş kadınların ellerinde doğmaya devam ettikçe, o ellerin yaralarını sarmak ve emeğine hak ettiği saygıyı göstermek hepimizin insanlık borcudur. üneş kadınların ellerinde doğmaya devam ettikçe, o ellerin yaralarını sarmak ve emeğine hak ettiği saygıyı göstermek hepimizin insanlık borcudur. Gözlerindeki ferin sönmediği, emeğinin sömürülmediği bir dünya, kadının gülüşüyle mümkün olacaktır.

DİĞER YAZILARI VİCDANIN YÜKÜ, ARSIZIN GÜCÜ 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜYEN KÖKLERİMİZ PARA "İLAH" OLURKEN AHLAK NEREYE GİTTİ? 01-01-1970 03:00 ERİŞKİN KREŞİ Evlilik mi, Islah Evi mi? 01-01-1970 03:00 İNSANLIĞIN İFLASI: ÇOCUKLARIMIZI KİMDEN KORUYACAĞIZ? 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEZ BİR SAVAŞIN CEPHESİ: OKULLAR 01-01-1970 03:00 YENİ BİR SAYFA 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÇOCUKLAR: Sokaktaki Kahkahadan Ekrandaki Yalnızlığa 01-01-1970 03:00 ÖNCE HAZIRLIK, SONRA DOĞUM: EBEVEYNLİK BİR VİCDAN MESELESİDİR! 01-01-1970 03:00 ZAMANIN FISILTISI… SİVEREK'İN KÜÇE KAPILARI 01-01-1970 03:00 İÇTEN GELEN BİR TEŞEKKÜR 01-01-1970 03:00 HAYATA DAİR NE VARSA! 01-01-1970 03:00 "HAYATA DAİR" HER NE VARSA… SAĞLIKLI GÜLÜŞLER KAMPANYASI 01-01-1970 03:00 BIRAKIN UÇSUNLAR... 01-01-1970 03:00 ALIN TERİNDE SOLAN ÇOCUKLUKLAR 01-01-1970 03:00 SİVEREK’TE BU LİSE ELZEMDİR 01-01-1970 03:00 Siz dile getirin… Biz çözüm yolları araştırıp bulalım size sunalım… 01-01-1970 03:00 ARZU İLE GÜNDEM 01-01-1970 03:00 ARZU İLE GÜNDEM 01-01-1970 03:00 AVM HATUNLARI 01-01-1970 03:00 BENDE NEFRET EDİYORUM TOPLU MESAJLARDANNNN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİM VE SORUMLULUKLARIMIZ 01-01-1970 03:00 ANADİLDE EĞİTİM 01-01-1970 03:00 TOPLUM VE EĞİTİM 01-01-1970 03:00 İNTERNET KULLANIMI VE ÇOCUKLARIMIZ 01-01-1970 03:00 TÜKÜRÜĞÜNÜZDE BOĞULUN 01-01-1970 03:00 EZİLEN ERKEKLER-ERKEK HAKLARI-ERKEK HAKLARI NEREDE-ERKEK HAKLARI VARMI? 01-01-1970 03:00 ÇARPIK İLİŞKİLER ÖLÜME SÜRÜKLER… 01-01-1970 03:00 EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ 01-01-1970 03:00 BİR ANNENİN GÖZÜYLE EĞİTİMİMİZ 01-01-1970 03:00 SİVEREK EĞİTİMİNE BAKIŞ 2. 01-01-1970 03:00 EĞİTİME GENEL BAKIŞ ÖZELDE SİVEREK’TE ÖZEL OKULLAR 01-01-1970 03:00 Erken yaşta evlilikler 01-01-1970 03:00