DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Arzu Kılıç DAĞBAKAN
Arzu Kılıç DAĞBAKAN
Giriş Tarihi : 23-12-2025 01:37

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÇOCUKLAR: Sokaktaki Kahkahadan Ekrandaki Yalnızlığa

“Bizim zamanımızda farklıydı...” Bu cümle, her ne kadar klasik bir kuşak çatışması başlangıcı gibi görünse de aslında derin bir özlemin ve kaybolan bir hakikatin ifadesidir. Gerçekten de farklıydı. Bizim zamanımızda sokaklarda terleyene kadar oynar, yorulduğumuzda ise hep beraber en yakın komşunun kapısını çalardık. Bir bardak suyu kana kana içerken yanına katık edilen bir dilim limonlu kekin tadı, bugün en lüks pastanelerde bulunmazdı. Zaman öyle hızlı geçerdi ki, güneş batarken gölgemiz yere düştüğünde gölgemizle bile dans ederdik. Ne yazık ki çocukluğun o saf, masum ve özgür hali, şimdilerde yerini bambaşka bir gerçekliğe bıraktı.

Masumiyetten Mekanikleşmeye

Peki, nereye gitti o çocukların nezaketi? Annesinin gözlerinin içine bakıp, tek bir mimikten ne demek istediğini anlayan, isteklerini nezaketle dile getiren o nesil nerede? Kurdukları cümlelerle özgüven ile ukalalık arasındaki ince çizgiyi koruyan, hayal güçlerini bez bebeklere ve tahta arabalara sığdıran çocuklar, bugün yerini teknolojiyle kuşatılmış bireylere bıraktı. Oysa o eski oyunlar sadece eğlence değildi; hayatı doğrudan deneyimleyerek öğrenmenin, paylaşmanın, sabrın ve empatinin ilkokulu gibiydi.Gerçekten hayatın içinde “yaparak yaşayarak” öğrenmeydi.

Ekranların Gölgesinde Kalan Çocukluk

Televizyonun hayatımıza girişi ve çok kanallı dönemin başlaması bile bu masumiyeti hemen bozmamıştı. O zamanlar uymamız gereken saatler, ailenin planladığı belirli bir uyku düzeni vardı. Günümüzde ise tablo oldukça değişti; anne ve babası uyuduktan sonra saatlerce ekran başında kalan, sanal dünyalarda sabahlayan bir nesil yetişiyor. Üstelik teknolojik materyaller artık çocuklara katkı sunmaktan ziyade, onları birer tüketim nesnesi haline getiriyor. İlkokul çağındaki çocukların ellerine tutuşturulan yüksek maliyetli akıllı telefonlar ve tabletler, onları daha kişisel gelişimlerini tamamlamadan teknoloji bağımlısı yapıyor.

Doğadan Kopuk Bir Nesil

Teknolojik kuşatma, çocukları sadece sosyal hayattan değil, doğanın kendisinden de kopardı. Çileğin ağaçta mı yoksa tarlada mı yetiştiğini bilmeyen, "markette yetişiyor" cevabını veren çocuklarla karşılaşıyoruz. Bir ilkokul öğrencisine “Jaguar nedir?” diye sorulduğunda, bir hayvanı değil de bir otomobil markasının özelliklerini detaylarıyla anlatabiliyorsa, burada durup düşünmemiz gerekir. Teknoloji evlerimizin başköşesine yerleştikçe, çocuklarımız doğa, hayvan ve evren sevgisinden uzaklaşarak robotlaşmış bir hayatın içine hapsoluyor. Belki çok iyi okullarda okuyup parlak kariyerler yapacaklar, ama merhamet, vicdan ve kültürel değerlerden yoksun birer "başarı makinesi" olma riskiyle karşı karşıyalar.

Ebeveynlik Yanılgısı: Sevgi mi, Taviz mi?

Bu tablonun oluşmasında biz ebeveynlerin payı yadsınamaz. Çoğu zaman kendi geçmişimizdeki eksiklikleri çocuklarımız üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz. “biz görmedik, çocuğumuz görsün” mantığı, yaramazlık ile şımarıklık arasındaki kontrolü zorlaştırıyor. Özellikle çalışan anneler, ayıramadıkları zamanın suçluluk duygusunu çocuğun her istediğini yaparak telafi etmeye çalışıyor. Ancak farkında olmadan, doyumsuz ve hayatın gerçek zorluklarıyla başa çıkmakta zorlanan bireyler yetiştiriyoruz. Eksik kalan sevgi ve şefkat, pahalı oyuncaklarla veya sınırsız özgürlükle ikame edilemez.

Gelecek İçin Bir Yol Haritası

Çocuklarımızın geleceği için onlara sadece başarıyı değil, mutlu ve erdemli bir birey olmanın yollarını öğretmeliyiz. Yaşanan pek çok toplumsal olumsuzluğun temelinde sevgisizlik yatar; bu yüzden öncelikle sevmeyi öğretmeliyiz. Varlığın değerini bilsinler ama yokluğa da göğüs gerebilsinler. Güçlü olsunlar ama bu gücü zorbalıkla değil, ilim ve bilimle kullanmayı öğrensinler. Paylaşmayı, merhameti, adaleti ve bir ağacın da tıpkı bir insan gibi canlı olduğunu aşılamalıyız.

Kendi kültürlerini kaybetmeden, özgüvenli ve vicdanlı bireyler olarak yetişmeleri için onlara gerektiğinde “hayır” demeyi de bilmeliyiz. Unutmayın: Siz kıyamayıp her istediğini yapsanız da, gün gelecek hayat onlara en sert şekilde “hayır” demeyi öğretecektir. Onları bu sert derse hazırlamak, onlara sunacağımız en büyük sevgi gösterisidir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY3377
  • 2FENERBAHÇE3373
  • 3TRABZONSPOR3369
  • 4BEŞİKTAŞ3359
  • 5GÖZTEPE3355
  • 6RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ3354
  • 7SAMSUNSPOR3348
  • 8ÇAYKUR RİZESPOR3340
  • 9TÜMOSAN KONYASPOR3340
  • 10CORENDON ALANYASPOR3337
  • 11KOCAELİSPOR3337
  • 12GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ3337
  • 13İKAS EYÜPSPOR3332
  • 14KASIMPAŞA3332
  • 15NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3331
  • 16HESAP3329
  • 17MISIRLI3327
  • 18ZECORNER KAYSERİSPOR3327
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
İrfan
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA