Toplumun ahlak damarlarının nasıl kuruduğunu konuşurken, sadece cüzdanlara bakmak yetmez. Kafamızı kaldırıp o parlayan ekranlara, çocuklarımızın hipnotize olmuş gözlerine bakalım. Biz ahlakı sadece pazar yerinde satmadık; biz onu her akşam televizyon karşısında, her dakika o küçücük ekranların içinde parça parça doğradık.
Evimizdeki “Yasal” Şiddet; Diziler ve Silahların Gölgesi
Televizyonu açtığınızda karşınıza çıkan manzaraya bir bakın.Takım elbiseli adamlar, ellerinde son model silahlar, ağızlarında "racon" cümleleri... Şiddetin, soygunun, ihanetin, tacizin ve kan dökmenin delikanlılık olarak pazarlandığı bir dünyadan bahsediyoruz. Çocuklarımız kahramanlığı kitaplarda, bilimde ya da merhamette değil; birini gözünü kırpmadan vurmakta, bir bankayı ustaca soymakta, genç bir kızın başına zorla bela olmakta arar oldu.
Ekranda dökülen o sahte kanlar çocuklarımızın ruhundaki şefkat, merhamet, vicdan duygusunu kuruttu. Artık empati kuran değil, vurdulu kırdılı dünyada hayatta kalmaya çalışan, şiddeti bir dil olarak benimseyen yaralı bir nesil yetişiyor. Biz çocuklarımızı yalnız bırakarak namluyu çocuğumuzun geleceğine doğrulttuk.
Sosyal Medya ve Bilgisayar Oyunları; Sanal Cennet Gerçek Cehennem
Sadece televizyon mu? Bir de o dipsiz kuyu var. Sosyal medya ve bilgisayar oyunları. Çocuklarımız, adına oyun denilen ama aslında birer öldürme simülasyonu olan o dünyaların içine hapsolmuş durumda. Bir tuşla can almanın, yağmalamanın ve yok etmenin ödüllendirildiği bu sanal evrenlerde merhamet, yerini skora bıraktı.Skorlarda yerini acıya, kedere, gözyaşına, toplumsal çöküş yarattı.
Sosyal medyadaki o beğeni deliliği ise ahlakın en büyük celladı oldu. Gençler daha fazla izlenmek için her türlü mahremiyetini ayaklar altına alarak, karakterini bir like uğruna feda etti. Sahte hayatlar, gösteriş merakı ve kolay yoldan şöhret olma para kazanma hırsı, alın terinin ve onurlu yaşamanın üzerine kara bir çarşaf gibi serildi.
Kendi Elimizi Uzatıp Zehri Biz Verdik
En acısı da ne biliyor musunuz? Çocuklarımızın eline o tabletleri, o telefonları aman sussun, beni rahat bıraksın diyerek biz verdik.Birde çocuğum çok zeki telefon, bilgisayarı çok iyi kullanıyor diye kendimizi dahi çocuk ebeveyni olarak etiketledik. O da başlı başına ayrı bir konu, derin mevzu… Onları o şiddet dolu dizilerin karşısında baş başa bırakan biziz. Şimdi ise bu çocuklar neden bu kadar saygısız, neden bu kadar şiddet yanlısı diye feryat ediyoruz.
Biz onlara kültürümüzden gelen ders verici nitelikte gerçeği anlatan masallar anlatmadık, biz onlara merhameti, sevgiyi, vicdanı öğretmedik, göstermedik. Biz onları canavarların yönettiği bir dijital ormanın ortasına, savunmasızca bıraktık.Bir oraya, bir buraya savruldular. Çırpınışları görmedik, görmezden geldik.
Ekranı Kapat, Kalbi Aç!
Bir toplum, çocuklarının zihnini, vicdanını koruyamadığı sürece ahlakını geri kazanamaz. O televizyonlardaki silah sesleri dinmeden, sosyal medyadaki o sahte alkışlar bitmeden, biz yeniden insan olamayacağız.
Ebeveynler olarak bugün bir karar vermeliyiz.Ya çocuklarımızı o sanal cellatların elinden çekip alacağız ya da ruhu kurumuş, eli tetikte, kalbi mühürlenmiş bir neslin felaketini sonunu izleyeceğiz. Ahlak, ekrandaki sahte kahramanlarda değil bir çocuğun gözündeki masumiyeti koruyabilmekte saklıdır.
Ey anne, ey baba!
Çocuğunun cebine harçlık koymadan önce, onun ruhuna bir "omurga" koymayı dene. Ona dürüstlüğün aç kalmak pahasına bile olsa en büyük zenginlik olduğunu anlat. Anlat ki bu kokuşmuş düzenin içinde birer "ceset" olarak değil, birer "insan" olarak yürüyebilsinler.
Vakit geç olmadan, ekranları kapatıp evlatlarımızın yüzüne bakma vaktidir. Yoksa o karanlık ekranlar, bir gün hepimizin sonu olacak.
Kalın selametle ve uyanık bir vicdanla...
Şükrü DOLAŞ
İnsan önce kendine bakmalı!
Arzu Kılıç DAĞBAKAN
VİCDANIN YÜKÜ, ARSIZIN GÜCÜ
Hüseyin Gökmen
Nerden geldi bu İRAN İSRAİL SAVAŞI
KOÇALİ AYMAZ
İl olmak hakkımız
Mevlüt BAYRAKTAR
Haklı Kalmak
ARMANC AŞİRAN
BİZİM MEMLEKETİN “BAZI” İNSANLARI…
RIFAT MERTOĞLU
ALEMİMDE SÜRGÜN KELİMELER
HİKMET AKSOY
BİR DEMOKRASİ ÖĞRETMENİ (Faik Ahmet Barutçu’nun 60. Ölüm Yıldönümü Nedeniyle)
İlyas KAMBALI
Bir Kitap: “Başka Neler Mümkün?”
Av. Şeyhmus İNAL
YENİ ANAYASA HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORUM