Yazımın başlığını oluşturan cümleleri rahmetli anam sinirlenince söylerdi. O dönemde gençlerin tek kötü alışkanlığı sinemaya gitmekti. Bazen eve dönüşümüz geç olunca rahmetli başlardı söylenmeye..
Günümüz gençlerini pençesine alan kötü alışkanlıklar maalesef o dönem kötü görülen sinema salonlarından daha kötü!..
En büyük tuzak bahis ve kumar tuzağıdır. Genelde emek harcamayarak, kısa yoldan köşeyi dönme arzusu kumar ve bahis alışkanlığını hastalık derecesine kadar getiriyor. Bahis ve kumara bulaşanların edebiyatı da güçlü oluyor; acitasyon, yalan, boş yere yemin etme, ekmeğe, Kur’an’a el basma masum yeminler haline getiriliyor.
Sonuç korkunç olabiliyor. Önce anne ve babanın binbir emekle evladı için bir gelecek bırakma adına edinilen mal, mülk haraç mezat satılıyor kumar uğruna. Anne ve babalar çaresiz: “Evladımız başına bir şey getirmesin, ne olursa olsun.” Bu bahisçi ve kumarcı düzenbazların hedefinde anneleri var. Ana yüreğini paspas yapabiliyorlar, usta yalanlarıyla. Onlar için ölümü göze alan anne ve babalarına bu dünyayı zehir edip, ölmeden öldürüyorlar. Bu ruh hastası derecesinde kumara ve sanal kumara bağımlı olan bu tiplerin sonu genelde ölüm oluyor!..
Bunları fotoğraflarıyla teşhir etsek bari başkalarına zarar vermezler. Bu işin artık ayıbı yok, insanlar batağa batmış, iflah olmaz bu haysiyetsizlerin başkalarının canını yakmadan ne mal olduklarını bence açıklamalıyız.
Bu güne kadar kumar ve bahis yüzünden yuvasını yıkan, sıfırı tüketenlerin ölmeden önce yayınladıkları mesajlarını içim yanarak izleyip ve ibretlik sonlarını görmüşüm.
Ders almıyoruz..
Dijital çağın ortasındayız. Keşke sinemaya düşkün bir evladımız kalsaydı. Hani annem derdi ya: “Hayırsız evlat sinemada öldü.” Hayırsız evlat hayırsızlığıyla kalmıyor, kendiyle beraber önce ailesini, ardından birçok insanı zehirliyor.
Biz Siverek’te yazdığımız yazılarla madde bağımlılığına dikkat çekmeye çalışıyorduk. Bağımlılığın sadece maddeden kaynaklandığını biliyorduk. Oysa en büyük bağımlılığın bahis, yani sanal kumar olduğunu son yıllarda yakın çevremizde yaşanan olaylarla daha iyi anladık.
Şimdi buraya yazsam ya Siverek’te birden çok mekânda kumar oynatılıyor. Biri bana dönüp şunu der: “Ya birader, mekânları boş ver; devlet eliyle başta Milli Piyango, Sayısal ve daha ismini bilmediği onlarca şans oyunu oynatılıyor.”
Siverek’te kaçak bahis var demiyorum. Kaçak olan, devlet vergi almadığı için kaçaktır. Yoksa kumar kumardır. Ben anlamam, biraz araştırdım; artık cep telefonundan bile sanal kumar oynatılıyor. Seyyar site yetkilileri var, dolaşıp yasa dışı kuponları topluyorlar.
Nasıl koruyacağız?..
Vallahi, ben sizlere “Şöyle koruyalım.” demeyi veya korunma yollarını yazmayı çok isterdim. İnanın, hükümet eliyle oynatılan, iletişim araçlarının denetimsizliği, masum çayhanelerin kumarhane olduğu bir ortamda çocuklarımızı nasıl koruyacağız bilmiyorum. Bilen varsa bana ulaşsın..
Uyuşturucu bağımlılığı da öyle; çağımızda madde kolay elde ediliyor. Çocuğunu takip eden bir anne veya baba daha işin başında belki çocuğunun madde kullandığını anlar ve önlem alır. Fakat bahis öyle değil.
Bahisi erken teşhis edemiyorsunuz, hele bir de evladını çok seven bir anne varsa evin içinde, en son babalar duyar ve o zaman da iş işten geçmiş olur.
Madde bağımlısını kanından tespit edebilirsiniz, fakat kansız bir bahisçi babasının ocağına incir ağacı dikmeyene kadar bir baba, inanın farkına varmaz.
Bu bahisçi ve iflah olmaz madde bağımlılarına karşı Siverekli vatandaşlar olarak bizim de bir şeyler yapmamız lazım. Benim bu konuda bir fikrim var.
Bunları fotoğraflarıyla teşhir etsek bari başkalarına zarar vermezler. Bu işin artık ayıbı yok, insanlar batağa batmış, iflah olmaz bu haysiyetsizlerin başkalarının canını yakmadan ne mal olduklarını bence açıklamalıyız.
Bu bahis hastalarının ağzı çok iyi laf yapar. Karşısındaki insanı borç vermeye ikna etmeleri beş dakikayı ancak bulur. Yalan yere yeminin ustalarıdırlar, bu konuda ihtisas sahibidirler.
Benim fikrim: Tedavisi, dönüşü mümkün olmayan bu madde ve kumar bağımlısı yakınlarımızın fotoğraflarını sosyal medyada paylaşarak çevreye verdikleri zarar konusunda bir uyarı yapalım diye düşünüyorum. Belki bunlara o zaman biraz utanma gelir.
Bana katılan veya karşı olanlar lütfen fikirlerini yazsınlar…