Değerli okurlar; günümüz dünyasının birçok yerinde, özelikle coğrafyamız Ortadoğu’da birçok ülkenin çocukları aç ve yoksulluk içinde yaşamak zorunda bırakılmış. Bu zülüm açlık, yoksulluk içinde yaşamak zorunda olanlar bile ölmedikleri için o küçücük yürekleri emperyalist güçlerin bombalarıyla parçalanmadıkları için kendilerini şanslı sayıyorlar.
Dünyanın birçok yerinde yaşanan saldırıların acısını, askeri güçlerden çok sivil insanlar yaşıyor. Yaşanan acıların ve ölümlerin mağduru çocuklar ve onları dokuz ay karnında taşıyan, yaşanan acı ve ölümlere karşın dünyaya getirdiklerine pişman olan anneler yaşıyor.
Yazıyı uzatmamak adına şunu söylemek istiyorum. Sizler de basından izliyorsunuz ya da çevrenizde yaşanan yoksulluk ve açlık içindeki insan yaşamlarına tanık oluyorsunuz, yaşananlara karşı bir çoğunuz (insanlık can çekişiyor) diyorsunuz.
Yaşanan bazı fedakarlıklara tanık olduğumuzda ise bu olumsuz düşüncelerden uzaklaşabiliyor, insan kalanların çabalarıyla kötülüklere rağmen insanlık kazanacak diyebiliyoruz.
Paylaşmak, başkalarının acılarını, yoksulluklarını yüreklerinde hissetmek insan olmanın erdemidir. Hiç tanımadıkları çocukların yüreğine emeğiyle sıcak bir dokunuş yapan insanlar yaptıklarıyla bazılarına ders veriyor.
Bu güzel insanlardan biri de Belgin Tuncer’dir. Tuncer ve onun gibi yüreği insan sevgisiyle dolu onlarca kadın; yüreklerine dokunup, yüreklerinden kopup gelen, hiç tanımadıkları yüreklerde, insan olmanın coşkusunu yaşatmak adına sosyal medyada örgütlenip bir proje başlattılar.
Proje kısa sürede karşılığını buldu. Bazıları örülecek ipleri aldılar, örmek isteyen gönüllülere ilettiler. Her ilmeğine sevgilerini katan ‘Hayat’a Dair’ gurubu üyeleri el emeği göz nuruyla ilmik ilmik ördükleri bereleri, atkıları, çocuk battaniyeleri ve daha birçok giysi ile yaşlılar için namazlık, tespih ve başörtülerini Siverek ilçesine gönderdiler.
Çocuklara hediyeleri teslim edilirken onların yürekten gelen sevinç ve mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Bu insanı hareketlere tanık olduğumda, bende çocuklarını o sevinçlerini yüreğimde yaşadım.
Bir aileyi ziyaret edip hediyelerini vermek için evlerine gittiğimizde, yüreğimizi acıtan bir manzarayla karşılaştık. Bebeğine mama alamayan aile, bebeğin biberonuna şekerli su katmışlardı. O aileye onlarca kadının ördüğü hediyelerini verirken eşimle birlikte derin bir üzüntüyle evden ayrıldık. Bebeğin kardeşleri hediyelerine sevinirken mama alamayan ailenin yoksulluğu, sevincimizi gölgeledi.
Buradan bu çalışmaya ip alarak katkı sunan, el emeği göz nuruyla ve en önemlisi insani sevgisini katarak çalışmalara katılan onlarca kadına Belgin Tuncer hanımefendiye binlerce teşekkür ediyorum.
Bir teşekkürü de sevgili arkadaşım Arzu Kılıç hanımefendiye yapmak istiyorum. Örülen malzemelerin İstanbul’dan Siverek ilçesine gönderilmesinin yansıra kendi imkanlarıyla çocuklara mont alarak katkı sunan, her zaman küçük yüreklere sevgisiyle dokunduğu için Arzu Kılıç’a minnettarlığımı belirtmek isterim.
Kısaca şunu anlatmak isterim; insanlığın azar azar öldüğü bir dünyada, emperyalist güçlerin yarattığı; açlığa ve yoksulluğa rağmen zulümleriyle insanlığın öldüğünü zihnimize kazmak isteyenlere karşı Belgin Tuncer ve onlarca gönüllü kadının yaptıkları, hiç tanımadıkları çocuklara yaşattığı sevinci gördüğümde kalbimde şunu yaşadım. İnadına insanlık, inadına hiç görmediği tanımadığı çocukların gülüşüne neden olanların çabaları insanlığın ölmediğini gösteren en iyi fotoğraftı.
Tek dileğim bu insani hareketlerin çoğalmasıdır.
Büyük şair Nazım Hikmetin dediği gibi; “Çocuklar ölmesin şeker yiyebilsin.”
Saygılarımla.